Kategori: Manuel Tedavi

Boyun Düzleşmesi için Tedaviye Yardımcı Olacak Tedbirler

Boyun ve kol ağrıları için en iyi tedavi yöntemi egzersizdir. Egzersize başlamadan önce ve sonrasında ısınma ve soğuma dönemlerine dikkat ederek, fizyoterapistin önerdiği egzersizler yapılmalıdır.

  • Sandalyeden öne doğru kayarak kalkılmalı, otururken ayaklar yere değmelidir. Kol desteği olan sandalye tercih edilmelidir.
  • Araç kullanırken rahat olunmalı, direksiyon iki elle kavranmalıdır. Baş ve boynu desteksiz bırakmamak gerekir. Aşağıya fazla eğilmemek gerekir. Gerektiği hallerde bir tabureden destek alarak, işleri halledilmelidir. Mümkünse oturarak işlem yapılmalıdır.
  • Ani sert hareketlerden kaçınılmalıdır.
  • Sigara kullanılmamalı, içilen ortama girilmemelidir.
  • Aşırı kilo almamaya özen gösterilmelidir. Kilo fazlalığı olan kişilerin uygun diyet programları uygulaması, tedavi için olumlu bir yaklaşım olacaktır.
  • Aynı pozisyonda uzun süre kalmamaya dikkat edilmelidir. Uzun bir süre durulacaksa, yatar pozisyon tercih edilmelidir.

Manuel Terapi Nedir?

Manuel terapi (tedavi); Bel fıtığı, boyun fıtığı gibi kas iskelet sistemini ilgilendiren tüm hastalıklarda kanıta dayalı yapılan uygulamalardır. Fizik tedaviyi içeren tüm hastalıklarda manuel terapi uygulaması yapılır.

Manuel terapi sıklıkla kas, kemik, eklem ve bağ dokusu ile ilgili iskelet ve kas sistemi sorunlarını tedavi etmek için kullanılır. Omurga ve ekstremite eklemlerindeki ağrı ve fonksiyon bozukluklarının tedavisinde uygulanan manuel terapi, maniplasyon, mobilizasyon, özel germe teknikleri, postizometrik relaksasyon teknikleri ve klinik bantlama teknikleri gibi yöntemler içerir

Tedavinin ellerle yapılmasından ötürü adı ‘Manuel Terapi’ yani elle tedavi adını almıştır. Tarihçesine bakıldığında her ülkede yüzyıllardır uygulanan yöntemlerin 120 yıl önce sağlık camiasına girerek bilimsel olarak araştırıldığı, çalışmalar yapıldığı ve manuel terapinin bir bilim dalı haline getirildiği görülür.

Manuel terapi uygulamalarından önce hastanın tüm vücudu biyomekaniksel olarak değerlendirilir. Bunun sebebi bazen ayakta bir basma bozukluğu bile bel fıtığı ya da boyun fıtığı yapabilir. Manuel terapi uygulamadan önce kemiklerin dizilimi doğal mı bir kas kısalığı ya da güçsüzlüğü var mı bunlara bakılır. Daha sonra manuel terapiye özgün yöntemlerle eklemlerde bir kilitlenme ya da fonksiyonunda bir bozukluk varsa bunlar değerlendirilir. Manuel terapi için gerekli bilgiler toplandıktan sonra tedaviye geçilir.

Manuel terapide bulunan probleme direk müdahale edilir. Kısa ve basitçe anlatmak gerekirse belde bir omurda kilitlenme varsa bu bel ağrısı yapar ve bel fıtığı ile karıştırılabilir.(Araştırmalar göstermiştir ki bel ağrısı ile gelen 10 hastadan 8’inde bel fıtığı yoktur.)Eklem kilitlenmesi anında çözülüp hasta tekrar değerlendirilir. Bel ağrısı geçerse uygun egzersiz verilip gönderilir. Probleme direk müdahale edildiğinden çok kısa sürede iyileşme imkanı sunar. Vücut yapısının toparlanmasına ve rahatsızlığın kronikleşmesine göre terapi süreleri değişkenlik gösterebilmektedir. Tedavideki amaç omurların doğal dizilimini sağlamak, kasları ve eklemleri sağlıklı duruma getirmektir.

Günümüzde karşılaşılan kas iskelet sistemi kaynaklı ağrının birçok sebebi vardır. Hareketsiz yaşamdan ötürü kaslar arasındaki dengenin ve gücün bozulması eklemlerin esnekliğini yitirmesi ve hareketini tam olarak yapamaması ve eklemlere aşırı yük binmesi bunlardan birkaçıdır. Manuel terapi yöntemi ile kas dengesizliklerinin önüne geçip eklemleri yeniden esnek ve doğru biçimde çalıştırmak mümkündür.

Bel fıtığı ya da boyun fıtığına yaklaşım tarzı yine problemi direk çözmeye çalışmaktır. Fıtıktan ötürü omurilik kanalında sıkışan sinir ağrı güçsüzlük, hissizlik gibi şikâyetler ortaya çıkarır. Öncelikli hedef bu sıkışmayı ortadan kaldırmaktır. Basitçe söylemek gerekirse fıtıklaşan disk çıktığı yere doğru sokulmaya çalışılır ve omurilik kanalı genişletilmeye çalışılır. Sinirdeki bası ortadan kalkınca şikayetler kaybolur ve hasta iyileşir. Cerrahi yöntemle de yapılan budur. Bu benzerlikten ötürü Almanlar manuel terapiye ‘Kansız Cerrahi’ adını vermişlerdir.